Savaş Stratejisi Denince Akla Gelen ve Tarihte Silinmesi Zor İzler Bırakan Moğol İmparatorluğu’nun Hikayesi

Tarihin gördüğü sayısız medeniyet arasında şüphesiz Moğol İmparatorluğu’nun yeri ayrıdır. Görece kısa bir ömre sahip olan ve sonrasında dağılan bu imparatorluk, bir dönem Moğolları dünyanın korkulu rüyasına haline getirmiştir. Çünkü Moğollar o dönem için son teknoloji olan savaş araçlarını kullanıyorlardı, en sert iklim koşullarına bile dayanabiliyordu ve en önemlisi başlarında Cengiz Han gibi bir deha vardı. 

Moğolları ve Moğol İmparatorluğunu aslında hem birlikte hem de ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Çünkü imparatorluk yıkılsa bile sonrasında pek çok Moğol devleti kuruldu, bugün dünyanın her yerinde Moğollar var ve dahası Moğolistan diye bir ülke hala varlığını sürdürüyor. O nedenle gelin şöyle bir tarihi yolculuk yapalım ve Moğollar ile Moğol İmparatorluğu’nun dünden bugüne macerasını görelim.

Moğol İmparatorluğu ile Osmanlı Devleti yaşıt sayılır ama ömrü kısa olmuştur: 

Kesin olmamakla birlikte Osmanlı Devleti 1299 yılında Osman Bey tarafından Söğüt’te kuruldu. O tarihten yaklaşık yüz yıl önce 1206 yılında ise Orta Asya steplerinde Cengiz Han, tüm Moğol kabilelerini birleştirerek bir imparatorluğun ilk adımlarını attı. Elbette Moğollar da tıpkı Türkler gibi oldukça köklü bir millet ama tarih sahnesine çıkarak adlarını tüm dünyaya duyurmaları, bu tarihte Cengiz Han’ın başa gelerek tüm kabileleri birleştirmeye başlaması ile olmuştur. 

Tarihçilere göre Moğol İmparatorluğu’nun kurulduğu günden sonraki saldırı politikası tam 162 yıl boyunca sürdü. Bu dönemde imparatorluk sınırları o kadar genişledi ki dünyanın yüzde 22’si Moğolların elindeydi. Bu da yaklaşık 33 milyon metrekare toprak demek oluyor. Elde ettikleri topraklarda barış olsa bile saldırgan bir şekilde genişlemeyi sürdürüyorlardı. Bu genişleme imparatorluk yıkıldığı güne kadar da sürmeye devam etti. 

Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu ve en büyük lideri olan Cengiz Han, 1227 yılında öldükten sonra tahta oğlu Ögeday Han geçti. Zaten başarılı olan bu devlet bir süre daha varlığını sürdürdü ama lidere bağlı her devlet gibi 1368 yılında yıkıldı. İmparatorluk yerine Cengiz Han’ın soyundan gelenler tarafından Kubilay Hanlığı, Çağatay Hanlığı, İlhanlılar, Altın Orda Devleti ve Şeybani Hanlığı gibi devletler kuruldu. 16. yüzyıla geldiğimizde bu devletlerin hiçbiri kalmamıştı. Yalnızca daha sonra kurulan Kırım Hanlığı 18. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür. 

Moğollar aslında barışçıl bir millettir ama savaş stratejisini iyi bilirler:

Gülmeyin, gerçekten de barışçıldırlar. Elbette ilk kurulduğu dönemden sonraki neredeyse yüz yıl boyunca saldırmadık yer bırakmadılar ve kelimenin tam anlamıyla dünyayı değiştirdiler. Ancak bu saldırılar yalnızca ilk ele geçirmeler sırasında yaşanıyordu. 

1279 yılından imparatorluk yıkılana kadar süren Pax Mongolica döneminde tam bir barış vardı. Öyle ki ellerindeki tüm topraklarda üretim ve ticari hayat canlanarak yol güvenliği sağlandı. Bu güven şu cümle ile anlatılır; imparatorluğun bir ucundan çıplak bir bakire elindeki altın kase ile ata binerek yola çıksa hiçbir zarar görmeden imparatorluğun diğer ucuna ulaşır. 

Kullandıkları savaş teknolojilerini ise bugünkü gibi düşünmeyin ama mesela üzengi ilk kez Moğol askerler tarafından kullanılmış bir teknolojidir. Benzer bir durum savaş stratejilerinde de geçerlidir. Ok yağmuru, cephanelik biriktirme, vur kaç taktiği, gecikmeli kuşatma ve psikolojik savaş gibi askeri stratejileri de ilk kullanan Moğollar olmuştur. Bunun yanı sıra Orta Asya steplerinde en zor şartlar altında yetişmiş olan Moğollar, en elverişsiz koşullara bile uyum sağlayarak savaşmaya devam edebildikleri için başarı kaçınılmaz oldu. 

Moğollar dini ve dili ile bugün hala varlığını sürdüren bir millet:

Moğolların son devleti de yıkılınca bölgedeki iki büyük güç olan Rusya ile Çin’in bu topraklarda egemenlik mücadelesine başladı. Toprakları ilk ele geçiren 17. yüzyılda Rus Çarlığı oldu. Çok geçmeden 18. yüzyılda burası Çin’in de radarına girdi ve ilk sorunlar patlak verdi. Özellikle Moğol prenseslerinin tıpkı Çinliler gibi bir hayat sürmesi, Moğollar arasında milliyetçiliğin yayılmasına neden oldu. 

Moğollar, Rus ve Çin yanlıları olarak ikiye ayrılıyorlardı. Bu dönemde bölgeye gelen Katolik misyonerler, hem Moğolları Hristiyanlaştırmaya hem de Çin’den uzaklaştırmaya başladılar. En sonunda 1912 yılında Moğolistan, Rusların da desteğiyle tam bağımsızlığını ilan etti. Tabii siyasi istikrar pek kolay sağlanmadı. Öyle ki ülkedeki ilk çok partili seçim 1990 yılında yapılabildi.

Bugün dünya çapında yaşayan 10 milyona yakın Moğol var. Bunların büyük bir bölümü Çin’de, diğer büyük çoğunluğu ise Moğolistan’da yaşıyor. Moğolca hala Moğolistan’ın resmi dilidir ve tüm Moğollar tarafından konuşulur. Budizm ve Şamanizm ağırlıklı olsa da Müslüman ve Hristiyan Moğollar da vardır. 

Cengiz Han yalnızca Moğolların değil, dünyanın gördüğü en büyük liderlerden:

Cengiz Han için ayrı bir başlık açmazsak olmazdı çünkü kendisi tarihin tartışmasız en önemli figürlerinden bir tanesi. Asıl adı Temuçin olan Cengiz Han, yalnızca tüm Moğol kabileleri birleştirmekle kalmamış aynı zamanda onları iyi yönetmeyi bilmiştir. En doğru komutanları seçerek bugün bile hala askeri okullarda okutulan savaş stratejilerinin kusursuz bir şekilde uygulanmasını sağlamıştır. 

Onun en önemli gücü ise psikolojik savaş taktikleriydi. Öyle ki Moğollar bir yere saldırı yapacağı zaman aylar öncesinde bunun haberi giderdi ve insanlar o kadar çok korkarlardı ki kitlesel göçler yaşanırdı. Ufak bir detay; elbette kanıtlamak mümkün olur mu bilmiyoruz ancak bugün yaşayan 16 milyon kişinin Cengiz Han soyundan geldiği düşünülüyor. Tabii günahı boynuna. 

İşte herkesin merak ettiği soru: Moğollar Türk mü?

Aslında bu soruya kesin bir dille hayır ya da evet demek pek mümkün değil. Kültürel açıdan baktığımızda son derece benzer geleneklerimiz olsa bile Moğolca ve Türkçe iki farklı dildir ve bu nedenle iki ayrı millet söz konusudur.

Eğer işe genetik açıdan bakacak olursak Moğollar ile Türkler aynı soydan gelmiştir diyebiliriz. Cengiz Han’ın bazen kendisine Türk dediğinden bahsedilir ve kendisi hem Türkçe hem de Moğolca bilirdi. Eldeki verileri yorumlamak gerekirse Moğollar Türktür demek doğru olmayabilir ama belki Moğollar ve Türkler kuzendir demek en doğrusu olacak. 

Dünya tarihine iz bırakmış milletlerden olan Moğollar ve Moğol İmparatorluğu hakkındaki merak edilen detaylardan bazılarını anlattık. Tarihte her ne kadar barbar olarak anılıyor olsalar bile aslında yalnızca dönemin şartlarını yerine getiriyorladı. 

Kaynaklar: World History, National Geographic, Kültür Portalı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir